Diyetisyen Elif Tazegül
Otoimmün Hastalıklarda Bilimsel Beslenme Yaklaşımı
Otoimmün hastalıklar, bağışıklık sisteminin kendi sağlıklı hücrelerini yabancı bir tehdit gibi algılayarak saldırması sonucu ortaya çıkan kronik sağlık sorunlarıdır. Hashimoto tiroiditi, romatoid artrit, lupus, çölyak hastalığı, multiple skleroz (MS) ve psöriyazis gibi pek çok hastalık bu gruba dahildir. Günümüzde yapılan bilimsel çalışmalar, otoimmün hastalıkların yönetiminde kişiye özel beslenme programlarının önemli bir tamamlayıcı rol oynadığını göstermektedir.
Bilimsel Temelli, Kişiye Özel Beslenme En Doğru Yaklaşım
Otoimmün hastalıklar karmaşık ve çok faktörlü sağlık sorunlarıdır. Bilimsel veriler; bağırsak sağlığını destekleyen, inflamasyonu azaltan ve kişiye özel olarak düzenlenen bir beslenme modelinin hastalık yönetiminde önemli iyileşmeler sağlayabileceğini ortaya koymaktadır.
Her otoimmün hastalık ve her birey farklı olduğu için beslenme programı mutlaka uzman bir diyetisyen tarafından kişisel ihtiyaçlara göre planlanmalıdır.
Beslenmede amaç:
- Bağırsak geçirgenliğini azaltmak
- Antiinflamatuar mikroorganizmaların çoğalmasını desteklemek
- Bağışıklık yanıtını düzenleyici besin öğelerini artırmak
Bu nedenle otoimmün hastalarda bağırsak dostu bir beslenme planı temel yaklaşım olmalıdır.
- Bağırsak–Bağışıklık Sistemi İlişkisi
Bilimsel araştırmalar, otoimmün hastalıkların gelişiminde bağırsak sağlığının kritik bir faktör olduğunu göstermektedir. Bağırsak florasındaki bozulmalar (disbiyozis), geçirgen bağırsak sendromu ve mikrobiyota çeşitliliğinin azalması bağışıklık yanıtlarını doğrudan etkiler.
- Antiinflamatuar Beslenme Modeli
Otoimmün hastalıkların çoğunda kronik inflamasyon önemli rol oynar. Bu nedenle antinflammatuar beslenme modeli, semptomların şiddetini azaltmada ve atakların kontrol altına alınmasında etkili bir stratejidir.
Önerilen Besinler
- Omega-3 kaynakları: Somon, sardalya, ceviz, chia – inflamasyon belirgin şekilde düşürür.
- Sebze ve meyveler: Polifenoller ve antioksidanlar bağışıklığı düzenler.
- Zeytinyağı: Oleokantal içeriği ile doğal antienflamatuardır.
- Fermente besinler: Kefir, lahana turşusu, kombucha – bağırsak florasını destekler.
- Glutensiz tam tahıllar: Karabuğday, kinoa gibi inflamasyonu tetiklemeyen alternatifler.
- Otoimmün Hastalıklarda Kaçınılması Gereken Besinler
Bazı besinler bağırsak geçirgenliğini artırarak bağışıklık sistemini tetikleyebilir.
Sınırlanması veya kaçınılması önerilen besinler
- Gluten: Özellikle Hashimoto, çölyak ve romatoid artritte semptomları tetikleyebilir.
- İşlenmiş şeker: İnflamasyonu artırır.
- İşlenmiş et ürünleri: Nitrat ve doymuş yağ içeriği nedeniyle risklidir.
- Trans yağlar ve kızartmalar
- Aşırı süt ve süt ürünleri (bazı bireylerde inflamasyona yol açabilir)
Besin duyarlılıkları kişiden kişiye farklılık gösterebileceği için eliminasyon diyeti veya ilgili testler uzman kontrolünde uygulanmalıdır.
- AIP (Otoimmün Protokol) Diyeti: Bilimsel Temeli
Otoimmün protokol (AIP), inflamasyonu azaltmaya ve bağırsak bariyerini iyileştirmeye odaklanan özel bir beslenme modelidir. AIP diyeti klinik çalışmalarda özellikle:
- Hashimoto tiroiditi
- İltihaplı bağırsak hastalıkları
- Romatoid artrit
üzerinde olumlu sonuçlar göstermiştir.
AIP 3 aşamadan oluşur:
- Eliminasyon: Tetikleyici tüm besinler çıkarılır.
- İyileştirme: Bağırsak ve bağışıklık sistemi desteklenir.
- Yeniden ekleme: Besinler kontrollü şekilde diyete geri eklenir.
Uzman rehberliğinde uygulandığında semptom kontrolünde yüksek başarı sağlar.
- Vitamin–Mineral Eksikliklerinin Düzeltilmesi
Otoimmün hastalarda sık görülen bazı eksiklikler bağışıklık fonksiyonlarını bozabilir.
Sık görülen eksiklikler:
- D vitamini
- B12 vitamini
- Çinko
- Omega-3
- Demir
- Selenyum (özellikle Hashimoto’da kritik)
Bu değerlerin düzenli ölçülmesi ve eksiklerin yerine konması, tedavi sürecinin ayrılmaz bir parçasıdır.
- Yaşam Tarzı Faktörleri ile Beslenmenin Birlikte Yönetimi
Bilimsel yaklaşımlar otoimmün hastalık yönetiminde beslenmenin tek başına yeterli olmadığını, diğer faktörlerin de etkili olduğunu göstermektedir.
Destekleyici yaşam tarzı adımları:
- Kaliteli uyku
- Orta düzeyde düzenli egzersiz
- Stres yönetimi (nefes çalışmaları, meditasyon)
- Toksin maruziyetinin azaltılması (ağır metal, pestisit vb.)
